Sözlük Terimleri

14 Mayıs 2008

U - hukuk terimleri sözlüğü

Kategori: Hukuk Terimleri — Etiketler: , , , , — admin @ 12:35

U ve Ü harfleri ile başlayan hukuk terimleri sözlüğü :

  Uhde :   Görev; birinin yapmakla yükümlü olduğu iş; bir işin yapılacağına söz verme

  Uhdesinde :   Üzerinde; sorumluluğunda

  Ulak :   Haberci; haber götürücü

  Umran :   Bayındır

  Umranî :   Bayındırlıkla ilgili; imarlı hale getirme

  Umur :   Işler

  Urup :   Arşının sekizde biri

  usul :   şekle ilişkin

  Uygulama imar plânı :   Onaylı halihazır haritalar üzerinde, varsa kadastral durumu işlenmiş olarak, nazım imar plân esaslarına göre çizilen ve çeşitli bölgelerin yapı adalarını, bunların yoğunluk ve düzeni, yolları ve uygulama için gerekli imar uygulama plânlarına esas olacak uygulama etaplarını ve diğer bilgileri ayrıntılarıyla gösteren plân

  Uyrukluk :   Şahısları veya şeyleri devlete bağlayan hukuki ve siyasi bağdır.

  Uzatılmış mal ortaklığı :   Evlilik birliğinin, eşlerden birinin ölümüyle son bulması halinde, sağ kalan eşin, ölen eşin çocuklarıyla birlikte devam ettirdiği mal ortaklığı rejimi.

 Üçüncü şahıs :   Bir sözleşmenin, davanın veya icra takibinin taraflarından olmayan kişi.

  Üst hakkı :   Taşınmaz malikinin, bir başkasına, arsasının üstünde ya da altında inşaat yapma veya mevcut inşaatı koruma (ona sahip olma) yetkisi verdiği irtifak hakkı

T - hukuk terimleri sözlüğü

T harfi ile başlayan hukuk terimleri sözlüğü :

  Taaddüd :   Birden çok

  Taahhütname :   Kişinin kendi ad ve hesabına, bir gerçek kişi veya tüzel kişiye karşı, sözleşmeli ya da sözleşmesiz olarak, bir işin yapılmasını veya bir şeyin teslimini üstlendiğini gösterir belge.

  Taalluk :   Ilişiği olma; asılma; ilgi

  Taayyün :   Tayin olunma; belli olma; belirme

  Tabiyet :   Kişi veya şeyleri devlete bağlayan siyasi ve hukuki bağ; vatandaşlık. yurttaşlık; bağımsızlık

  Tacir :   Ticaretle uğraşan; bir ticari işletmeyi kısmen dahi olsa kendi adına işleten kimsedir.

  Tadât :   Sayma; sayılma; sayım

  Tadil :   Değiştirme; değişiklik

  tafsil etmek :   ayrıntiları ile anlatmak

  Tağyir :   Başkalaştırma; değiştirme; bozma tahakkuk gerçekleştirme; gerçekleşme

  Tahaddüs :   Ortaya çıkmak

  Tahassul :   Hasıl olma; sonuç olarak ortaya çıkma

  Tahavvül :   Değişme; dönme

  Tahdîdât :   Sınırlamalar; kısıntılar

  Tahfif :   Hafifletme; azaltma

  Tahkikat :   Soruşturma

  Tahlif :   Yemin

  Tahliye :   Boşaltma; salıverme; serbest bırakma.

  Tahliye taahhütnamesi :   Kiracının, kiralananı belli bir tarihte boşaltacağına ilişkin yaptığı yazılı irade beyanı.

  Tahmil :   Yükleme

  Tahrip :   Harabetme; yıkma; kırma; bozma

  Tahrir :   Yazım

  Tahrir :   Yazma; yazım

  Tahriren :   Yazılı olarak

  Tahsin :   Beğenme

  Tahsis :   Emrine verme; özgüleme.

  Tahşiye :   Çıkıntı yapmak

  Taht :   Alt; aşağı

  Tahtani :   Binanın alt kısmı

  Tahtani fevkani :   Altlı üstlü

  Tahvil :   Değiştirme; değiştirilme; borç senedi

  Tahvilat :   Tahviller

  Takaddüm :   Önce gelme; önde gelme

  Takarrür etmek :   Kararlaşmak; kararlaştırmak; istikrar kazanan kararlar

  Takas :   Vadesi gelmiş, aynı cinsten ve karşılıklı iki alacağın birbirine sayışılması.

  Takrîr :   Önerge; anlatma; anlatış; tapuda malını sattığını veya ipotek ettiğini söyleme

  Takrir etmek :   Sağlamlaştırmak

  Taksim :   Ortak mülkiyette bulunan bir malın, ortaklar arasında yapılan bir sözleşmeyle veya dava açmak suretiyle bölüştürülmesi.

  Taksir :   Iradi olarak işlenen bir icra ya da ihmal eyleminden, fail tarafından istenmemiş olmalarına rağmen, kanunun cezalandırdığı sonuçların meydana gelmesi hali

  Takyit :   Sınırlama; kayıtlama; şarta bağlama; kısıtlama

  Talâk :   Islâm hukukunda boşanma

  Ta’lık :   Geciktirme; askıda bırakılma

  Talîmâtnâme :   Yönetmelik

  Tapuyu misil :   Tarafsız bilirkişinin belirteceği tapu; bedel; değer baha

  Tarik :   Yol; yöntem

  Târik :   Terkeden; bırakan

  Tariki âmm :   Herkesin geçebilmesi için bırakılan yol; kamunun yararlandığı yol;

  Tasarruf :   Bir şeyden yararlanabilme ve o şey üzerinde fiili veya hukuki işlem yapabilme gücü.

  Tashih :   Düzeltme; resmi bir kütüğün, bir hukuki işlemin düzeltilmesi

  Tasnif :   Düzen

  Tasrih etmek :   Açıklamak; belirtmek

  Tasvib :   Doğru bulma; uygun görme; onaylama

  Tatbika medar imza :   Uygulamaya elverişli imza

  Tathir :   Temizleme

  Tavassut :   Aracılık; ara bulma; aracı olma

  Tavazzuh :   Aydınlanma

  Tavzif :   Görevlendirme

  Tavzîh :   Açıklama

  Tazammun etmek :   Öngörmek; sonucu doğurmak; içine almak; kapsamak

  Tazminat :   Maddi veya manevi zarara karşılık ödenen bedel; zarar ödencesi;hukuka aykırı olarak başkalarına verilen zararların ödetilmesi biçiminde müeyyidedir.

  Teadül :   Beraberlik; denklik; birbirine denk gelme

  Teahhur(teehhür) :   Gecikme; temerrüt

  Teâmül :   Örf ve adet; öteden beri olagelen, insanlar arasında yapılagelen belli bir davranış.

  Teati :   Karşılıklı gönderme

  Tebaa :   Uyruk; bir devletin hükmü altında bulunan kimseler

  Tebâdür :   Akla gelme; hatırlanma

  Tebârüz ettirme :   Belirtme; ortaya koyma

  Tebdil :   Değişme; değiştirilme

  Tebdil :   Değiştirmek

  Tebeddül :   Değişiklik

  Tebeddül :   Değişiklikler

  Tebellüğ :   Bir tebliği alma; tebliğ edilen bir yazıyı imza ile teslim alma

  Tebellür :   Netleşme; net olarak ortaya çıkma; aydınlanma

  Tebeyyün :   Ortaya çıkmak

  Tebeyyün etmek :   Saptanmak ; ortaya çıkmak; aydınlanmak

  Tebligat :   Bir hukuki işlemin yetkili makamca, ilgili kişinin bilgisine sunulmak üzere, kanun ve usule uygun olarak yazı veya ilanla bildirilmesi.

  Tecdit :   Yenileme; tazeleme, açıkça anlaşılacak şekilde önceki borcun, yeni bir borç kurarak ortadan kaldırılması; yenileme.

  Tecezzî :   Bölünme; doğranma

  Tecvîz :   Ceza verme; caiz görme

  Tedabir :   Tedbirler önlemler

  Tedarik :   Sağlama; temin etme

  Tedavül :   Sürüm; elden ele gezme; dolaşma; kullanılma

  Tedip hakkı :   Ana babalara tanınmış çocuğa öğüt vermek, ihtirada bulunmak

  Tediye :   Ödeme; bir borcun ödenmesi

  Tedricen :   Azar azar; yavaş yavaş; aşamalı olarak

  Tedvîn :   Hukuku birleştirmek amacıyla,hukukun bir dalı ile ilgili yasa halinde kurallar koyma

  Teehhür :   Gecikme; sonraya kalma

  Teemmül :   Düşünüp taşınma; etraflıca düşünme

  Teessüs :   Kuruluş; kurulma; yapılma; yapılanma

  Tefehhüm :   Anlamak; akıl erdirmek

  Teferruat :   Ayrıntı; bölgesel töreye (örfe) veya malikin açık isteğine göre, bir şeyin işletilmesi veya korunması veya ondan yararlanılması için sürekli olarak ona tahsis olunan ve kullanışta o şeye bağlı kılınan yada takılan veya onunla birleştirilen taşınır mallar, asıl şeyin teferruatıdır.

  Teferruğ :   Satın alanın aldığı mülkün ferağ işlemini yaptırması, tapu kaydını kendi üzerine çevirme

  Teffiz :   Bkz. tefvîz

  Tefhim :   Verilmiş olan kararın veya hükmün,duruşmada hazır bulunan taraflara yargıç tarafından sözle bildirilmesi

  Tefrişat :   Döşeme araçları; bir yeri döşemek için kullanılan eşya

  Tefvîz :   Ihale; sipariş etme; havale etme; dağıtım; ısmarlama; bir taşınmazı belli bedel karşılığında üçüncü kişinin üzerinde bırakma

  Tehâlüf :   Yargıcın iki tarafa da yemin vermesi; birbirine zıt olma

  Tehir erteleme :   Ara verme

  Tek taraflı irade beyanı :   Hukuki bir ilişkide taraflardan birinin, o ilişki bakımından hüküm ve sonuç doğurmaya yetecek şekilde iradesini açıklaması.

  Tekabül etmek :   Karşılamak; karşılık olmak

  Tekaüd :   Emeklilik

  Tekâyüd :   Birbirine hile yapma

  Tekeffül :   Birine kefil olma; kefalet verme; garanti etme

  Tekemmül :   Tamamlanma; olgunlaşma

  Tekevvün etme :   Yaratılma; meydana gelme

  Telâfi :   Zararı karşılama; giderme; eksikliği giderme

  Telâhuk :   Birbirine katılma; yarışma; hakların yarışması

  Telhîs :   Hülasa etme; özetleme; özet

  Telif :   Yazma; uzlaştırma

  Telif hakları :   Fikir ürünü eserler üzerinde yaratıcısının sahip bulunduğu haktır.

  Telvis etmek :   Kirletmek

  Temadi :   Sürüp gitme; süregelme; devamedegelme; sürme; uzama

  Temellük :   Mülk edinme; kendine mal etme; sahip olma; sahiplenme; devralma

  Temerrüd :   Direnme; borcun ifasında gecikme, bir yükümlülüğün yerine getirilmesinde oluşan gecikme; direnme

  Temettü :   Kâr; kazanç payı; yarar

  Teminat :   Belli bir hukuksal durumu (genellikle borcun ödenmesini) sağlamak için verilen garanti.

  Teminat akçesi :   Bir sözleşmenin kurulması için taraflardan birinin diğerine vermek yükümlülüğünde bulunduğu para

  Temlik :   1-devir 2- Bir malın veya hakkın, bir hukuki işlemle başkasına devredilmesi; mülkiyetin nakli.

  Temyiz Kudreti :   İyiyi kötüden ayırma ve makul biçimde davranışta bulunma yeteneği.

  Tenâküz :   Çelişki

  Tenbih :   Uyarma; uyarı

  Tenezzül :   Inme; alçalma; düşme; kendine aykırı gelen bir işi veya durumu kabul etme

  Tenkis :   Indirme; azaltma; eksiltme

  Tenmiye :   Nemalandırma; artırma; işletme

  Tensip :   Uygun görme

  Tenvîrât :   Aydınlatma; ışıklandırma

  Tenzil :   Indirtme; azaltma

  Terâküm :   Birikme; biriktirme

  Tercihe şayan :   Üstün tutulan; yeğlenen; tercih edilen

  Tereke (terike) :   Miras bırakanın mirasçılarına geçen kalıtı; kalıt; mirasçılara kalan malvarlığı

  Terekküp etmek :   Oluşmak

  Teressübât :   Tortulanmalar; dibe çökmeler; durulmalar

  Terettüp etmek :   Düşmek; doğmak; ait olmak; sırası gelmek; gerektirmek

  Terhin :   Rehin olarak verme; emanet bırakma

  Terkin :   Silme; çizme; resmi kütük veya defterde yazılı bulunan bir konunun (şerhin) çizilmesi

  Termim :   Tamir etme; onarma; düzeltme; iyileştirme

  Tersîmât :   Resmetmeler; resmini yapmalar; çizmeler

  Tertip :   Sıra; düzen; düzenleme

  Tesâhub :   Sahip çıkma; koruma

  Tescil :   Resmi kütük veya defterlere bir konunun (hakkın) yazılması, kayıt düşülmesi.

  Tesellüm :   Teslim alma

  Tesmiye :   Ad koyma; isimlendirme; belirleme

  Tesviye :   Sonuca bağlama; çözümleme; gereğini yapma; seviye; düzdüzeltme

  Teşevvüş :   Karışıklık; kargaşalık

  Teşmil :   Kapsamına alma; yayma

  teşrik :   yaptığı bir işe ortak almak

  Tevakkuf :   Bağlı olma; durma

  Tevarüs :   Bir kimseden miras kalma; mirasa konma; kalıtım yoluyla birinden diğerine geçme

  Tevdi etmek :   Vermek; bırakmak; sunmak

  Teveccüh :   Yönelme; yakınlık duyma; sevgi

  Tevellüt :   Doğum; doğma

  Tevessül etmek :   Başvurmak; kalkışmak; girişmek

  Tevfik :   Uydurma; uygunlaştırma

  Tevfikan :   Uyarınca; (ona) göre

  Tevhid :   Birleştirme

  Tevkif :   Tutuklama

  Tevkil :   Vekil olarak tayin edilmiş kimsenin, vekillik yetkisini bir başkasına devretmesi.

  Tevlit etmek :   Doğurmak

  Tevliyet :   Vakfın işlerini yönetmek

  Tevliyet davası :   Mütevellilik davası; vakfın işlerine bakma göreviyle ilgili dava

  Tevsî’ :   Genişleme

  Tevsîk :   Belgelendirme

  Tevzi :   Dağıtma

  Tezâyüd :   Artış; çoğalma

  Tezkere-i sâmiyye :   Sadrazamlık makamından yazılan tezkere

  tezyif :   değersiz olarak gösterme, aşağılama

  Tezyinat :   Süslemeler

  Toplu iş sözleşmesi :   Işçi sendikaları ile işveren veya işveren sendikaları arasında yapılan ve iş şartlarını, tarafların hak ve borçlarını düzenleyen yazılı bir anlaşmadır.

  Trampa :   Bir malın başka bir malla veya bir hakkın başka bir hakla değiştirilmesini konu alan sözleşme.

  Tüzel Kişi :   Kendisini oluşturan gerçek kişilerin üzerinde ve onlardan bağımsız bir varlığı ve belirli bir amacı bulunan.

  Tüzük :   Bir kanunun uygulamasını göstermek veya kanunun emrettiği işleri belirtmek üzere, kanunlara aykırı olmamak şartıyla ve Danıştayın incelemesinden geçirtilerek Bakanlar Kurulu tarafından çıkartılan yazılı hukuk kurallarıdır.

 

S - hukuk terimleri sözlüğü

Kategori: Hukuk Terimleri — Etiketler: , , , , , , , , , , , — admin @ 12:23

S-Ş

S harfi ile başlayan hukuk terimleri sözlüğü :

  Sâdır olmak :   Çıkmak

  Sahih :   Sıhhatli; gerçek; düzgün; doğru; legal; hukuka uygun

  Sâkıt :   Susan; herhangi bir görüş bildirmeyen; düşen; düşücü; hükümsüz

  Salâhiyet :   Yetki; bir davaya bakabilme

  Salahiyetname :   Temsilciye verilen yetkiyi üçüncü şahıslara ispatlaması için verilen yazılı belgedir.

  Sâlif-üz-zikr :   Zikri geçen; bildirilen

  Salih :   Elverişli; uygun

  Saniyen :   Ikinci olarak

  Sarahat :   Açıklık; netlik; sarihlik; aydınlık

  Sarfiyat :   Harcamalar; giderler

  Sari :   Bulaşan; bulaşıcı

  Satış vaadi :   Bir kimsenin, taşınmaz malını bir başkasına satmayı (ileride yapılacak satım akdini) taahhüt ettiği sözleşme.

  Savcılık :   Devlet adına kamu davasını açan makamdır.

  Sây :   Emek; çalışma

  Sebketmek :   Vâki olmak; yapılmak; olmak; ileri geçmek

  Sehim :   Pay; hisse

  Selb :   Zorla alma; kaldırma; giderme

  Selef :   Önce gelen kimse

  Semen :   Satış parası; satış sözleşmesinde, satana mal teslimine karşılık olarak ödenecek para

  Semere :   Bir maldan elde edilen ürünler; Tabii Semere

  Senedât :   Senetler

  Sened-i hâkanî :   Tapu senedi

  Senevî :   Senelik; yıllık

  Serdetmek :   Ileri sürmek; öne sürmek; ortaya çıkmak; belirtmek

  Seyrân-gâh :   Gezme yeri; dolaşma yeri

  Sigorta primi :   Sigorta ettirenin sigortacıya ödemekle yükümlü olduğu ücrettir.

  Sin :   Yaşanılan süre

  Sirayet :   Bulaşma; yayılma; geçme

  Sirkat :   Hırsızlık; çalma; çalınma

  Siyanet :   Koruma

  Siyasi haklar :   Herhangi bir biçimde devletin yönetimine ve siyasi kuruluşlarına katılmaya yönelik haklardır

  Sosyal devlet :   Fertlerin sosyal durumlarıyla ilgilenen, onlara asgari bir hayat düzeyi sağlamayı, sosyal adaleti ve sosyal güvenliği gerçekleştirmeyi ödev bilen devlettir.

  Sosyal ilişkiler :   Şahısların birbirleriyle veya toplumla olan ilişkileridir.

  Sosyal kurallar :   Sosyal ilişkileri düzenleyen din, ahlak, görgü ve hukuk kurallarıdır.

  Sosyal ve ekonomik haklar :   Kişinin sosyal ve ekonomik faaliyetleriyle ilgili bulunan hak ve hürrriyetlerdir.

  Sözleşme :   İki veya daha çok kişinin, aralarında bir hukuki bağ yaratmak, bu bağı değiştirmek veya ortadan kaldırmak amacıyla, karşılıklı ve birbirine uygun iradelerini beyan ederek yaptığı hukuki işlem; akit.

  Sözleşme :   İki veya daha çok kişinin, aralarında bir hukuki bağ yaratmak, bu bağı değiştirmek veya ortadan kaldırmak amacıyla, karşılıklı ve birbirine uygun iradelerini beyan ederek yaptığı hukuki işlem; akit.

  Sözleşmeden Dönme :   Taraflardan birinin, mevcut sözleşmeden cayması; sözleşmeden rücu.

  Sudur :   Verilen ; çıkan

  Suiniyet :   Kötüniyet

  Sukut :   Düşme; düşüş

  Sureti mahsusa :   Özel olarak; özellikle; belli amaçla

  Sureti mümtaze :   Öncelikli

  Suveri müsaddaka :   Onanmış örnek

  Sübût :   Sabit olma; gerçekleşme; ispatlama; ispatlanma; kanıtlama

  Sükna :   Oturma yeri; oturulacak yer; konut

  Sükna hakkı :   Bir evde veya evin bir bölümünde oturma hakkı veren kişiye bağlı bir irtifak hakkı; oturma hakkı, bir evde veya evin bir bölümünde oturma imkanı veren bir irtifak hakkı.

  Sülüsân :   Üçte iki

  Sürekli edim :   Borçluyu belli bir süre, belli davranış ya da davranış biçimleri ile bağlı bulunmakla yükümlü kılan edim

  Süreli icap :   Bir kimsenin, belli bir süre bağlı olmak niyeti ile beyan ettiği icap.

  Süresiz icap :   Kabul haberinin kendisine ulaşması ile ilgili olarak herhangi bir süre tayin etmediği icap.

Ş harfi ile başlayan hukuk terimleri:

 Şagil :   Meşgul eden; meşgul olmayı gerektiren; işgal eden; bir mülkte oturan

  Şahâdet :   Tanıklık

  Şahbender :   Konsolos

  Şahsı âhar (âher) :   Başkası; üçüncü kişi

  Şahsi edim :   Borçlunun bizzat bedeni ya da fikri gücü ya da yeteneği ile icra edeceği edim türü

  Şahsi haklar :   Ayni hakların aksine, herkese karşı ileri sürülemeyen haklar; kişisel haklar.

  Şahsiyet hakları :   Şahısların maddi,manevi ve ekonomik bütünlüğü üzerindeki mutlak haktır.

  Şamil :   Içine alan; kapsayan; çevreleyen

  Şâmil olmak :   Kapsamak; içine almak

  Şârih :   Şerhçi; şerh eden; bir konuyu ayrıntılarıyla açıklayan

  şark :   doğu

  Şayi :   Pay; hisse

  Şâyi hisse :   Ortak (müşterek) mülkiyette, ortaklardan herbirine ait pay

  Şayian :   Ortaklaşa

  Şefi :   Şufa (önalım) hakkı bulunan kişi; önalımcı

  Şerait :   Şartlar; koşullar

  Şerh :   Şahsi hakları, temlik (devir) sınırlamalarını ve geçici tescilleri tapu kütüğünde (tapu sicili) belirten yazıların (kayıtların) genel adı.

  Şerik :   Ortak; iştirakçi

  Şibh (şibih) :   Benzer; benzeme; benzeyiş

  Şifahî beyan :   Sözlü açıklama

  şimal :   kuzey

  şira :   satış

  Şufa :   Önalım; öncelikli alım

  Şufa hakkı :   Önalım hakkı; mükellefin, hakkın konusu olan şeyi bir üçüncü kişiye satması durumunda, hak sahibine tek taraflı bir irade beyanı ile satılan şeyin mülkiyetinin kararlaştırılan bedel karşılığında öncelikle kendisine devrini isteme yetkisini veren haktır, yenilik doğuran haklardandır.

  Şuhut :   Şahitler

  Şümul :   Kapsam; içine alma; kapsama

  Şüyu :   Paydaşlık; hissedarlık

 

« Eski YazılarYeni Yazılar »

WordPress üzerine kurulmuştur.